top of page

"" için 23 öge bulundu

  • Kedilerde AIDS (FIV) Hastalığı

    Açılımı “Feline İmmün Yetmezlik Virüsü” olan FIV, HIV’e benzer bir retrovirüstür. Bağışıklık sistemini zayıflatan ve onları ikincil enfeksiyonlara karşı savunmasız hale getiren bu hastalık, her yaştan ve cinsten kediyi etkileyebilmektedir. Peki kedilerde AIDS (FIV) hastalığı nasıl bulaşır? Belirtileri nelerdir? İnsanlara bulaşır mı? Kedilerde FIV Hastalığı Nedir? Kedilerde FIV hastalığı, insanlarda karşılaşılan AIDS ile benzerlik göstermektedir. Retrovirüs olan FIV, kediler arasında kan ve tükürük yoluyla bulaşmaktadır. Kedilerin bu temasları sonucunda virüs parçacıkları diğerine de geçmektedir. Özellikle ısırık yaraları, çizikler, cinsel ilişki ve kan transfüzyonu yoluyla bulaştığı görülmektedir. FIV virüsü direkt bağışıklık sistemini hedef alarak kedilerin ikincil enfeksiyonlara karşı savunmasız hale gelmesine yol açmaktadır. Her kedinin etkilenebileceği bu hastalık, serbest dolaşan, sahipsiz ve daha çok saldırgan erkek kedilerde görülmektedir. Sinsi ilerleyen bir hastalık olduğu için enfeksiyonun başlangıç evresinde herhangi bir belirti göstermez, bağışıklığı yavaş yavaş zayıflatır ve zaman içerisinde çeşitli semptomlar ile kendini belli eder. Son derece ciddi ve ölümcül bir hastalık olduğundan mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Kedilerde AIDS (FIV) Hastalığı Belirtileri FIV virüsü kedinin vücuduna girdikten sonra yavaş yavaş ilerlemeye başlamakta ve ilk etapta belirti göstermemektedir. Ancak zaman içerisinde bağışıklığı ortadan kaldırdığı için kedilerin iç ve dış zararlı etkenlere karşı savunmasız kalmasına yol açmaktadır. FIV virüsüne enfekte olan kedilerin gösterdiği en yaygın semptomlar şu şekildedir: İştahsızlık Kilo kaybı Ateş Tüy dökülmesi Deri döküntüleri Solunum yolu enfeksiyonları Yorgunluk Kusma Sürekli ishal Ağız ve diş etlerinde iltihaplanma Göz problemleri Davranış değişiklikleri Nörolojik bozukluklar İdrar yolu enfeksiyonları Sindirim sistemi enfeksiyonları Kan enfeksiyonları AIDS (FIV) hastalığına yakalanan kedilerin günden güne zayıfladığı ve gücünü kaybettiği görülmektedir. Kediniz, ani kilo kaybı yaşıyor veya görüntü ve davranışlarında anormal davranışlar meydana geliyorsa vakit kaybetmeden uzman veteriner hekimlere başvurmanız önerilmektedir. Bu virüs vücudu etkisi altına aldığında ikincil enfeksiyonların ortaya çıkması kaçınılmazdır. Dolayısıyla farklı hastalıklara karşı farklı belirtilerin ortaya çıkması da muhtemeldir. Kedilerde FIV Tanısı Nasıl Konur? Veteriner hekim, çeşitli test ve tetkikler ile kedilerde AIDS (FIV) tanısını yapabilmektedir. FIV şüphesi taşıyan kedilerin öncelikle dişleri, diş etleri, dili ve ağız mukozası incelenmektedir. Ayrıca tüyleri, derisi, göz ve kulak çevresi de incelenerek enfeksiyona dair belirtiler tespit edilmektedir. Ayrıca kan testi, ELISA testi, Western testi, PCR testi, oral mukozal hücre testi ve nötrofil sayımı da yapılabilmektedir. Eğer kedinin vücudunda şüpheli bir ısırık izi bulunmasına rağmen test sonuçları negatif çıkmışsa, 60 günlük sürenin ardından test tekrarlanmalıdır. Unutulmamalıdır ki FIV virüsü, ilk aşamada sinsi şekilde ilerlemektedir. Kedilerde AIDS (FIV) Hastalığının Tedavisi Var mı? FIV virüsü, sinsi bir ilerleme kaydederek vücudu etkisi altına başarır. Bu nedenle kedilerde AIDS (FIV) hastalığı büyük çoğunlukla ölümle sonuçlanmaktadır. Ancak hastalığın erken dönemde teşhis edilmesi ve tedavi sürecinin başarılı geçmesinin ardından kedilerin birkaç yıl da olsa konforlu yaşam sürdürmesi sağlanabilmektedir. Bu süreçte kediye bakım veren kişiye de son derece önemli bir yük düşmektedir. Veteriner hekim, kedinin AIDS hastalığına yakalandığını teşhis eder ise virostatik ilaçlar ile virüsün ilerleyişini durdurmayı amaçlayacaktır. Antibiyotik ve antifungal ilaçlar da ikincil enfeksiyonları tedavi etmek için kullanılabilirken genel sağlığını iyileştirmeye yönelik destekleyici bakım çalışmaları yapılabilmektedir. FIV virüsünün enfekte olduğu kedi, uygun bakım ve tedaviler ile daha fazla yaşayabilmektedir. Bakım sürecinin önemi burada ortaya çıkmaktadır. Sıvı ve elektrolit replasman tedavisi, bağışıklık sistemini güçlendirecek sağlıklı beslenme rutini gibi bakım çalışmalarıyla yaşam kalitesi arttırılabilir. Kedilerde AIDS (FIV) Hastalığı İnsanlara Bulaşır mı? FIV virüsü, yalnızca kediden kediye geçen özellik taşımaktadır. Genel olarak vücut sıvılarında bulunan ve tükürük, tırmalama, derin ısırık, kan, çiftleşme gibi durumlarla diğer kediye bulaşan bu virüs, en çok sokak hayvanlarını etkilemektedir. Ayrıca anne kedi FIV hastalığına sahipse, sütünü içen yavru kedi de enfekte olabilir. FIV virüsüne enfekte olan kediler ile temasa geçen insanlar, taşıyıcı konumda yer alarak hastalığı diğer kedilere de taşıyabilmektedir. Çünkü bu virüs sadece kedilerde yaşamaktadır. Kedimi FIV Virüsünden Nasıl Korurum? FIV virüsü, enfekte olan kedinin diğer kediler ile etkileşime girmesi sonucunda bulaşır. Kedinizi bu ölümcül hastalıktan korumak için sokaktaki hayvanlardan uzak tutmalı, kavga ve çiftleşmelerinin önüne geçilmelidir. Eğer sokaktaki bir kediyi sahiplenecekseniz öncesinde mutlaka FIV testi yaptırmalısınız.

  • Muhabbet Kuşlarında Kalp Krizi

    Muhabbet kuşları, kalp krizi gibi ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalabilirler. Bu durum, onların hassas yapısından kaynaklanan bir gerçektir ve kuş sahipleri için endişe verici olabilir. Bu yazımızda, muhabbet kuşlarında kalp krizinin nedenlerini, belirtilerini ve önlenmesi için alınabilecek önlemleri ele alacağız. Ayrıca, genellikle göz ardı edilen ancak önemli bir gerçek olarak, muhabbet kuşlarının duygusal durumlarının da kalp sağlıklarını etkileyebileceğini unutmamak gerekir. Muhabbet Kuşu Neden Kalp Krizi Geçirir? Muhabbet kuşu fizyolojik özellikleri itibarı ile son derece hassas bir yapıya sahiptir. Buna istinaden de kalp krizi geçirme riski en fazla olan hayvanların başında gelir. Muhabbet kuşu korktuğu zaman kalp krizi geçirebilir. Bunun dışında kuşun yaşının ilerlemiş olması bir başka önemli sebeptir. Normal kilosundan daha fazla bir kiloya sahip olması da kalp krizine sebebiyet verebilir. Son olarak da muhabbet kuşunun kalp krizi geçirmesinin majör faktörleri arasında yeter düzeyde hareket etmemesi gelir. O yüzden evin içinde iken bazen kafesinden çıkarıp hareket etmesi sağlanmalıdır. Aksi halde bu tür durumlar daima görülebilir. Ek Bilgi: Muhabbet kuşlarında kalp krizi geçirme oranı, %0,1 ile %0,5 arasında değişmektedir.Bu orandanda anlaşılacağı üzere, muhabbet kuşlarında kalp krizi geçirme oranı, çok düşüktür. Muhabbet Kuşu Kalp Krizi Belirtileri Muhabbet kuşu kalp krizi geçiyor mu anlamanız aslında son derece kolaydır. Muhabbet kuşu bir anda kaskatı kesilir. Hareketleri durur. Eğer uyuyor ise bir anda sebepsizce ötmeye başlar. Kasları kalp krizi esnasında gerildiği için bu tür görüntüler ortaya çıkar. O yüzden bilinçli ve kontrollü hareket edilmesinde daima fayda vardır. Ayrıca kalp krizi geçiren muhabbet kuşu nerede olursa olsun dengesini kaybeder ve bazen düşebilir. Durumun ölümcül olmaması için bilinçli bir biçimde hareket edilmesi gerekir. 🚨 Yukarıda yer alan durumlar son derece dikkatli bir biçimde gözlenmeli ve olağanüstü bir durum saptandığı zaman mutlaka zaman kaybetmeden deneyimli bir veterinere gidilmelidir. Muhabbet Kuşuna Kalp Masajı Nasıl Yapılır? Muhabbet kuşu eğer kalp krizi geçiriyor ise o zaman hiç zaman kaybetmeden saniyeler ile tam anlamı ile yarışarak veterinere derhal gidilmesi gerekir.  Fakat yine de pratik olabilme adına böylesi durumlarda kalp masajı nasıl yapılır bilinmesi gerekir. Muhabbet kuşunuzu yatay ve sabit bir yüzeye yerleştirin. Bu, masajı daha kontrollü bir şekilde yapmanıza yardımcı olacaktır. Kuşun göğüs kafesinin alt kısmını, yani kalbinin olduğu yeri nazikçe hissedin. İç organlara zarar vermemek için çok nazik olmalısınız. İşaret parmağınızın ucuyla, kalp bölgesine küçük ve ritmik basınçlar uygulayın. Bu basınçlar hafif ama düzenli olmalıdır. Kalp masajına eş zamanlı olarak, kuşun gagasına hafifçe üfleyerek sun'i solunum yapın. Bu, oksijen alımını artırmaya yardımcı olacaktır. Mümkün olan en kısa sürede bir veteriner hekime danışın. Telefonla bile olsa, uzman bir görüş almak çok önemlidir. Bu süreçte hem sakin hem de dikkatli olmak önemlidir. Panik veya aşırı hız, kuşa zarar verebilir. Kalp masajı sırasında kuşun tepkisini gözlemleyin. Herhangi bir iyileşme belirtisi olup olmadığını kontrol edin. 🪶 Kuşunuzun sağlık sorunlarıyla ilgili daha fazla bilgi için: "İstanbul Kuş Veterineri"

  • Muhabbet Kuşlarında Tüy Dökülmesi

    Muhabbet kuşlarının tüy dökmesi, doğal bir süreçtir ve insanlarda saç dökülmesine benzer bir işlev görür. Tıpkı insan saçı gibi, muhabbet kuşu tüyleri de keratinden yapılmıştır ve zarar gördüklerinde onarılamazlar. Bu, tüylerin zamanla değiştirilmesi gerektiğini gösterir. Tüy Dökümünün Sebepleri ve Süreci Muhabbet kuşlarında tüy dökümü, mevsimsel değişikliklere, ürettikleri hormonlara ve bazen hastalık belirtisi olarak da ortaya çıkabilir. Tüy dökümü sürecinde, kuşların ortamında keratin parçaları bulunabilir. Bu parçalar, yeni çıkan tüylerin koruyucu kılıflarıdır. Kuşlar, bu kılıfları kırarak yeni tüylerin çıkmasına yardımcı olurlar ve bu süreç kaşıntılı olabilir. Duşlar, kaşıntıyı hafifletmeye ve tüylerin daha kolay çıkmasına yardımcı olur. Sağlık İzleme ve Veteriner Önerisi Eğer evcil kuşunuzda alışılmadık bir tüy dökülmesi fark ederseniz, bir kuş veterinerine danışmak önemlidir. Veteriner, muhtemel sağlık sorunlarını teşhis edebilir ve uygun tedavi önerilerinde bulunabilir. Evcil hayvanınızın sağlığıyla ilgili sorularınız için her zaman veterinerinize başvurmalısınız. 🪶 Kuşunuzun sağlık sorunlarıyla ilgili daha fazla bilgi için: "İstanbul Kuş Veterineri"

  • Muhabbet Kuşu Yumurta Sıkışması

    Yumurta retensiyonun sebepleri şekli bozuk yumurtaların gelişmesi,  aşırı yumurtlama, ilk kez yumurtlama, egzersiz yetersizliği, aşırı yağlanma, stres, ovidukttaki anormallikler, bazı element yetersizlikleri ve enfeksiyonlar,yaşlılık vb. olabilir. Ayrıca muhabbet kuşlarında vit.E, vit. A, kalsiyum , selenyum ve protein yetersizliklerinde de yumurta retensiyonu şekillenmektedir. Hasta kuşlarda depresyon, halsizlik, anoreksia (iştahın kesilmesi), karın bölgesinde şişlik genişleme, kanatların düşük tutulması, kuyruğun kalkık tutulması, bacaklarda felç, (bağırsaklara yapılan basınç nedeniyle) şekli bozuk normalden büyük yada küçük dışkılama görülebilir. Teşhis anamnez ,fiziksel muayene, palpasyon ve gerekirse radyolojik bulgulara göre konur. Palpasyon ve radyolojik muayenelerde yumurta tespit edilir. 🪶 Muayene işlemleri hakkında daha fazla bilgi için: "Kuş Veterineri"

  • Kedilerde Fip Hastalığını Anlamak - Belirtileri, Tedavi Yöntemleri

    Kedilerde Feline Enfeksiyöz Peritonit (FIP), kedi koronavirüsünün bir mutasyonu (FCoV) sonucu ortaya çıkan ağır ve çoğu zaman ölümcül bir viral hastalıktır.Virüs mutasyona uğradığında, belli beyaz kan hücrelerine bulaşıp onları ele geçirir, bu da kedilerin ciddi bir şekilde hasta olmasına sebep olur. Bu içerikte kedilerde fip virüsüne dair güncel tedavi yöntemlerini ve bu hastalık hakkında bilimsel gerçekleri ele alacağız. Kedilerde Fip Hastalığı Nedir? Enfeksiyöz Peritonit (FIP), kedilerde görülen ve ölüm oranı çok yüksek olan viral bir hastalıktır.Bu hastalık, Feline Coronavirus (FeCV) olarak bilinen bir virüsün mutasyona uğraması ile ortaya çıkar. FIP hastalığının, özellikle 6 ay ile 2 yaş arasındaki genç kedilerde ve 10 yaş üzeri yaşlı kedilerde görülme olasılığı yüksektir.Dünya üzerindeki tüm kedilerin %5 ila %10’unda fip hastalığını görmemiz mümkündür. Kedilerde FIP virüsünü 2 formda incelemek mümkündür.Bunlar; kuru form, ıslak form’dur.Her formun kendine özgü semptomları ve seyri vardır.Yazımızın devamında bunları detaylandıracağız. Kedilerde Fip Hastalığına Dair Sayısal Veriler Kedilerin %5 ila %10’u FIP hastalığına yakalanmaktadır. Genç kediler (6 ay ila 2 yaş arası) ve yaşlı kediler (10 yaş ve üstü) daha yüksek risk altındadır. FIP olan kedilerin büyük çoğunluğu, teşhis konulduktan kısa süre sonra ölmektedir.Dolayısıyla zamanında ve profesyonel bir veteriner desteği almak önemlidir. FIP, barınak kedileri ve çok kedili evlerde sık görülür. FIP, dünya çapında tüm kedilerde görülebilmektedir ve herhangi bir ülke veya bölgeye özgü değildir. Kedilerde FIP Türleri Koronavirüsün çoğu türü önemli bir hastalığa neden olmasada mutasyonlar FIP hastalığına yol açabilmektedir.Bu karmaşık hastalığı 2 türde (formda) incelemek mümkündür; Islak (effusive) ve kuru (non-effusive) Islak (effusive) Islak form (sulu veya yaş fip olarakta bilinir) nefes almada zorluğa ve karında belirgin şekilde şişkinliğine neden olabilecek sıvı birikmesiyle kendini gösterir. Bu durum, virüsün kedinizin bağışıklık sistemine girip vücudun savunma tepkisini tetiklemesi sonucunda oluşur. Bu etkileşim, kedinizin damarlarının sıvı sızdırmasına neden olur ve iltihaplanmaya yol açar. Bu süreç genellikle çok hızlı ilerler ve çoğu zaman kedinizin karın bölgesinde ciddi iltihaplanma ile sonuçlanan, hayati tehlike oluşturabilen bir durum olan peritonitis (karın zarı iltihabı) ile sonuçlanır. Semptomlar arasında ateş, halsizlik ve iştahsızlık bulunmaktadır. Islak FIP olarak bilinen durum, etkilenen bölgelerden alınan sıvı örneklerinin analiz edilmesi yoluyla yapılan klinik testlerle daha rahat teşhis edilebilir. Kuru (non-effusive) Kuru FIP, kedilerde görülen ölümcül bir hastalığın diğer bir şeklidir. Islak FIP'ten farklı olarak, kuru FIP'te karın veya göğüste sıvı birikmesi azdır veya hiç yoktur. Bunun yerine, iltihap hücreleri karaciğer, böbrekler ve gözler gibi çeşitli organlarda birikerek hastalığa özgü farklı semptomlara yol açar. Görsellerin Kaynakları: https://www.abcdcatsvets.org/guideline-for-feline-infectious-peritonitis/ Kedilerde FİP Belirtileri Nelerdir? Islak Form Belirtileri: Karın bölgesinde anormal şişlik Solunum güçlüğü İştahsızlık ve kilo kaybı Kuru Form Belirtileri: Ateş İştahsızlık Letharji veya depresyon Taksi (Denge Kaybı) ℹ️ Belirtilerin varlığı ve şiddeti, hastalığın evresine ve kedinin genel sağlık durumuna bağlı olarak değişiklik gösterebilir. ⚠️ Kedilerde görülen Feline Infectious Peritonitis (FIP) hastalığı insanlara bulaşmaz.Bu virüs  yalnızca kediler arasında bulaşıcıdır.İnsanlar bu virüsü kapmaz ve hastalık insanlara geçmez. Kedime FİP Hastalığı Nasıl Bulaşır? Kedilerde Feline Enfeksiyöz Peritonit (FIP) virüsü, kedilerden kedilere bulaşır ve birkaç farklı yolla geçebilir: • Doğrudan temas; Enfekte bir kedinin tükürüğü, idrarı veya dışkısıyla temas, virüsün yayılmasının en yaygın yoludur. Bu, paylaşılan mama ve su kapları, kum kapları ve tırmalama tahtaları yoluyla olabilir. • Anne sütü; Virüs, anne kediden yavru kedilere anne sütü yoluyla da geçebilir. • Mutasyon; Nadir durumlarda, virüs, bir kedinin vücudunda kendiliğinden mutasyona uğrayabilir ve FIP'e neden olabilir. Bu, virüse maruz kalmamış kedilerde bile olabilir. ℹ️ FIP'in cansız nesnelerden veya ortamdan bulaştığına dair bir kanıt bulunmamaktadır. Bu nedenle, kedinizin virüsü enfekte bir kediyle doğrudan temas yoluyla kapma ihtimali yüksektir. Kedilere FİP Teşhisi Nasıl Konulur? Veteriner kliniklerinde FIP teşhisi koymak için aşağıdaki adımlar ve yöntemler veteriner hekimin tercihine göre izlenebilmektedir: Veteriner hekim, kedinin klinik belirtilerini değerlendirir ve sahibinden kedinin sağlık geçmişi hakkında bilgi alır. Veteriner hekim kedinin genel sağlık durumunu kontrol etmek için fiziksel bir muayene yapar. Bu sırada özellikle karın bölgesinde sıvı birikimi olup olmadığına ve diğer anormalliklere bakılır. Tam kan sayımı (CBC) ve biyokimya profili gibi kan testleri yapılır. FIP'de genellikle kan proteinlerinde değişiklikler ve özellikle globulin seviyesinde artış görülür. Eğer kedinin karın veya göğüs boşluğunda sıvı birikimi varsa, bu sıvıdan örnek alınarak laboratuvarda analiz edilir. FIP ile ilişkili sıvı genellikle yüksek protein içeriğine ve düşük hücre sayısına sahiptir. Röntgen ve ultrason gibi görüntüleme yöntemleri kullanılarak kedinin iç organlarındaki değişiklikler incelenir. Bu yöntemler, organlarda meydana gelen iltihaplanma, sıvı birikimi veya diğer anormallikleri göstermede yardımcı olabilir. Feline Coronavirus (FCoV) antikorlarını tespit etmek için kan örnekleri üzerinde IFA veya ELISA testleri yapılır. Ancak bu testlerin pozitif çıkması, kedinin FIP olduğunu kesin olarak doğrulamaz, çünkü birçok kedi virüse maruz kalır ancak hastalık geliştirmez. Viral RNA’yı tespit etmek için kullanılan polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) testi, FCoV'un spesifik genetik materyalini tespit etmeye yöneliktir. Bu test, özellikle karın veya göğüs boşluğundaki sıvıdan alınan örneklerde yapılır. Kesin tanı için bazen biyopsi yapılarak alınan doku örneklerinin mikroskop altında incelenmesi gerekebilir. Histopatolojik inceleme, virüsün neden olduğu tipik iltihaplanma kalıplarını gösterir. FIP teşhisi, genellikle yukarıdaki test ve gözlemlerin bir kombinasyonuyla konur. Tanı süreci karmaşık olduğundan ve belirtiler diğer hastalıklarla örtüşebildiğinden, veteriner hekimler dikkatli bir değerlendirme yaparlar. FİP Hastalığı İçin Bir Umut Var Mı? FIP, kediler arasında yüksek ölüm oranlarına sahip olan bir hastalıktır ve etkili bir tedavi yöntemi uzun süredir araştırmacılar tarafından aranmaktadır. Murphy ve ekibinin (2018 yılında GS-441524 ilacı üzerinde araştırmalar yürüten bilim insanları grubu.) yürüttüğü araştırma, GS-441524 adlı bir ilacın, FIP virüsünün çoğalmasını engelleyebildiğini ve tedaviye başlandıktan sadece iki hafta içinde kedilerin sağlık durumlarında belirgin iyileşmeler sağladığını ortaya koymuştur. Bu bulgular, GS-441524'ün FIP tedavisinde umut vaat eden bir seçenek olabileceğini göstermektedir. Çalışma, ilacın kediler üzerindeki etkilerini ve olası yan etkilerini de detaylıca incelenmiştir, bu da ilacın kullanımının genişletilmesi için önemli bir adım olabilir. Bu tür tedaviler, FIP ile mücadelede yeni bir dönem başlatmıştır. - Kaynak Günümüzde FİP Tedavisi Mümkün Mü? Fip hastalığının tedavi süreci, hastalığın tipine ve aşamasına göre değişmektedir. Tarih boyunca FIP, tedavisi zor bir hastalık olarak kabul edilmiştir. Geçmişte, spesifik bir tedavi olmadığı için çoğu zaman destekleyici bakım ve belirtileri hafifletme yöntemleri kullanılmıştır.Ancak, son yıllarda yapılan araştırmalar, antiviral ilaçların etkinliğini göstermiştir. Özellikle, GS-441524 adlı bir antiviral ilacın FIP tedavisinde oldukça umut verici sonuçlar sunduğu belirlenmiştir. 2019'da yapılan bir bilimsel çalışma, GS-441524 kullanılarak yapılan tedavinin, enfekte kedilerin %85'inde hastalığın ilerlemesini durdurduğunu veya gerilettiğini göstermiştir. Bu tedavi, virüsün replikasyonunu durdurarak çalışır ve genellikle uzun süreli bir tedavi gerektirir. Hastalığın tedavisine geç başlandığı durumlarda maalesef tedavi sonuçları istenileni vermeyecektir.Bundan dolayı belirtileri iyi gözlemlemek ve belirli periyotlarda kedinizi muayene ettirmek önemlidir.0212 923 02 03 numarasından MeydanPark Veteriner Kliniğimize randevu oluşturarak fip hastalığıyla mücadelede ilk adımı atabilirsiniz.

  • Kedilerde Tendon Kopması

    Tendonlar, eklemlerin hareket edebilmeleri ve kaslarda oluşan enerjinin kemiklere ulaştırılmasını sağlayan bağlara verilen genel addır. Tıpkı insanlarda olduğu gibi farklı nedenlerden dolayı kedilerde de tendon deformasyonları, yırtıkları ve kopmaları ortaya çıkabilmektedir. Bu durumlarda tıbbi müdahalenin geciktirilmemesi, yaşam kalitesinin korunabilmesi ve vücut fonksiyonlarının sürdürülebilmesi için temel kriter olarak kabul edilmektedir. Kedilerde tendon kopması, geçirilen kazalar ve travmalara bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Diğer hayvanlarla edilen kavgalar, trafik kazaları, fiziksel şiddete maruz kalınması, kemik kırıklarının tendonları deforme etmesi ve benzeri durumlar sonucunda tendonlarda yırtık ya da kopma görülmesi mümkündür. Çünkü tendonlar her ne kadar sert lif dokuları olsalar da fizyolojik olarak hasar görme riski yüksek olan yapılardır. Kedilerde tendon kopması genel olarak nadiren karşılaşılan vakalar olarak kabul edilmektedir. Geçirilen kazalar ve maruz kalınan travmalar, çoğunlukla tendonlarda yırtık oluşmasına yol açmaktadır. Ancak yırtıkların zamanında tedavi edilmemesi ve bağların zorlanması sonucunda da kopmalar meydana gelebilmektedir. Bu nedenle tendonlarda oluşan hasarlar karşısında vakit kaybetmeden tıbbi yardım alınması gerekmektedir. Kedilerde Tendon Kopması Tedavisi Nasıl Yapılır? Kedilerde tendon kopması, topallama ve bacakların tutmaması gibi ciddi problemlere neden olabilmektedir. Aynı zamanda kediler, sorunlu bacaklarını sürekli olarak yalayarak ağrılarını giderme eğilimi göstermektedir. Bu belirtilerden herhangi birinin görülmesi halinde uygun tedavi planlamasının yapılabilmesi için bir veteriner hekime başvurulması büyük önem taşımaktadır. Aksi halde bağ dokusunun onarılamaz hale gelmesi ve kalıcı fonksiyon kayıplarının yaşanması kaçınılmaz bir hal alacaktır. Kedilerde tendon kopması tedavisi, birçok farklı kritere bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Tedavi öncesinde ilk olarak kedilerin genel sağlık durumlarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bunun için dikkat edilmesi gerekenlerin ise kısaca şu şekilde sıralanması mümkündür: Tendon Kopmasına Yol Açan Faktörün Belirlenmesi: Tedavi sürecinin ilk adımı, her zaman için soruna yol açan faktörlerin doğru şekilde teşhis edilmesidir. Bu nedenle tedavi planının hazırlanabilmesi için tendon kopmasına neden olan kaza ya da altta yatan diğer sağlık sorunlarının araştırılması gerekmektedir. Tendon Kopması Derecesinin Belirlenmesi: Kedilerde tendon kopması, farklı evreler ve şiddetlerde görülebilmektedir. Bu kapsamda kopukluk akut, tam, kısmi ya da kronik şekilde ortaya çıkabilmektedir. Yapılacak olan tedavi, kopma derecesine bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Fiziksel Unsurların Değerlendirilmesi: Kedilerin yaşı, vücut ağırlıkları ve hasta öyküleri gibi detayların incelenmesi kapsayan aşamadır. Yapılan araştırmalar, ileri yaşta ve fazla kilolu olan kedilerin diğer kedilere kıyasla daha fazla tendon problemi yaşadıklarını kanıtlamıştır. Aynı zamanda yapılacak olan müdahaleye uygunluğun onaylanması için de fiziksel unsurlar her zaman için belirleyici bir kriter olarak kabul edilmektedir. Sağlık Geçmişinin İncelenmesi: Kedilerin geçmiş dönemlerde yaşadıkları sağlık sorunları, kullandıkları ilaçlar, yapılan cerrahi müdahaleler, alerji kayıtları ve kronik hastalıkları gibi kriterlerin incelendiği süreçtir. Bu sayede genel sağlık durumunu riske atması muhtemel olan risk faktörlerinin engellenmesi mümkün olacaktır. Anesteziye Uygunluğun Değerlendirilmesi: Kedilerde tendon kopması tedavisi için cerrahi prosedürlerin uygulanması gerekmektedir. Bu uygulamalar için yapılacak anestezi prosedürlerinin kediler için risk yaratması, ölüm vakaları ile karşılaşılmasına yol açabilmektedir. Bu nedenle ameliyat öncesinde mutlaka anesteziye uygunluğun doğrulanması şartı bulunmaktadır. Kedilerde tendon kopması tedavisi, genel olarak cerrahi operasyonlarda sentetik materyal kullanımı ile bağ dokusunun onarılması sonucunda gerçekleştirilmektedir. Bu sayede tendonların bağ görevini tekrardan görmeleri sağlanabilmektedir. Operasyon sonrasında ise egzersiz hareketlerinin yapılması, bağların güçlendirilmesi için takviye edici gıdaların kullanılması ve ısı uygulamalarının yapılması gibi destekleyici tedavilerden yardım alınması gerekmektedir. Bu sayede kedilerin eklem hareketlerinin yeniden kazandırılması mümkün olmaktadır.

  • Kedilerde Sedasyon Uygulaması Nedir?

    Kedilerde sedasyon, kediye uygulanacak bazı tıbbi işlemler sırasında kedinin rahatlamasını sağlamak ve ağrı hissini azaltmak için kullanılan bir tür anestezi yöntemidir. Genel ya da lokal uygulamalara kıyasla çok daha hafif bir anestezi türü olarak kabul edilmektedir. Genellikle ağız yoluyla alınan ilaçlar ya da enjeksiyon şeklinde uygulanır. Tıpkı insanlarda olduğu gibi, kedilerde de sıkça uygulanan bir prosedürdür. Kedilerde Sedasyon Riskli Midir? Kedilerde sedasyonun riskleri oldukça düşüktür. Bu nedenle günlük yaşamda birçok eylem sırasında başvurulan bir yöntemdir. Özellikle seyahat kutusunda yapılan yolculuklar, tıraş, tırnak bakımı ve veteriner muayeneleri gibi durumlarda kedilerin stres seviyelerini düşürmek için hafif dozda sedasyon ilaçları kullanılabilmektedir. Yapılan araştırmalar, yüksek stresin düşük doz sedasyon kullanımından çok daha riskli olduğunu kanıtlamıştır. ‼️ Bu noktada önemli bir husus, sedasyon ilacının sadece deneyimli bir veteriner hekim tarafından uygulanması gerektiği ve aşırı kullanımdan kaçınılması gerektiğidir. Aksi takdirde, risk faktörleri artabilir. Kedilerde Sedasyon Etkisi Ne Kadar Sürer? Kedilerde sedasyon, yapılacak olan prosedüre ve ihtiyaçlara bağlı olarak farklı ilaçlar aracılığı ile uygulanabilmektedir. Bu nedenle her ilacın etki süresi değişiklik gösterebilmektedir. Kedilerde sedasyon etki süresini doğrudan değiştiren unsurların ise kısaca şu şekilde sıralanması mümkündür: Sedasyon uygulaması sırasında kullanılan ilacın özellikleri ve hangi dozda kullanıldığı, Kedinin yaşı ve kilosu gibi fiziksel özellikleri, Kedilerin genel sağlık durumları ve kronik hastalıklarının olup olmaması, Sedasyon öncesinde açlık süresi ve beslenme düzeninin doğru şekilde yapılıp yapılmadığı, Uyandırma sürecinin doğru şekilde yönetilip yönetilmemesi gibi etmenlerdir. Sedasyon uygulaması için kullanılan ilaçlar, genel olarak 20 dakika ila 1 saat içerisinde vücuttan atılmaya başlamaktadır. Bu süre zarfı içerisinde sedasyon etkisi, genel olarak yarı yarıya azalmış olmaktadır. Ancak ilaçların vücut sistemlerin tamamen temizlenmesi için ortalama olarak 3 saatlik bir zaman dilimine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu sürenin sonunda kedilerin su içme, yemek yeme ve hareket etme gibi eylemleri yerine getirmeleri beklenmektedir. Kedilerde Sedasyon Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler Kedilerin sedasyon sonrasında genel anesteziye maruz kalmaları, bazen beklenmedik sonuçlara yol açabilir ve bu nedenle kedinizin sağlığına dikkat etmek önemlidir. Genel anestezi, kedilerin bilinçsiz ve uyutulmuş bir durumda olduğu bir süreçtir ve bu durumun sona ermesi tamamen kedinin kendine gelmesi anlamına gelir. İşte kedilerde sedasyon sonrası dikkat edilmesi gereken bazı önemli faktörler: Kediniz ayıldığında bazen sersemleyebilir veya denge sorunları yaşayabilir. Kediniz sedasyon sonrasında hala stresli olabilir. Ona sakin bir ortam sağlamak ve fazla uyarıcıdan kaçınmak önemlidir. Diğer evcil hayvanlar veya yüksek sesli aktiviteler kediyi rahatsız edebilir. Veterineriniz tarafından verilen herhangi bir ilacı düzenli olarak vermek ve takip etmek önemlidir. Ayrıca, veterinerinizin talimatlarına uygun olarak randevuları ve kontrolleri planlamak da gereklidir. Kedinizin genel sağlık durumunu dikkatle izleyin. Beklenmeyen semptomlar veya davranış değişiklikleri fark ederseniz, derhal veterinerinize başvurun. Bu tür belirtiler, komplikasyonların erken teşhis edilmesine yardımcı olabilir. Sonuç olarak, kedilerde sedasyon ve genel anestezi sonrasında dikkatli bir gözetim ve bakım gereklidir. Her kedinin iyileşme süreci farklıdır ve veterinerinizin önerilerine uygun şekilde davranmak, kedinizin sağlığını ve konforunu en üst düzeye çıkarmaya yardımcı olacaktır.

  • Kuşunuzun Asla Yememesi Gereken Zararlı Yiyecekler

    Evcil kuşlar yemek zamanını sürü arkadaşlarıyla paylaşmayı severler - ya evdeki diğer kuşlar ya da bakıcılarıyla. Tüylü arkadaşlarla yemek yemek onları sosyalleştirmenin harika bir yoludur; ancak, potansiyel toksisite nedeniyle kuşların evcil hayvanlarına asla sunulmaması gereken, insanların sevdiği bazı yiyecekler vardır. Kuşlar için zehirli olan en yaygın yiyecekler şunlardır: 1. Avokado Avokado bitkisinin yaprakları, bitkideki mantarları öldüren yağ asidi benzeri bir madde olan persin içerir. Bir kuş tarafından yutulduğunda bu madde kalp hasarına, solunum zorluğuna, halsizliğe ve hatta ani ölüme neden olabilir. Bazı kuş türleri tarafından belirli avokado türleri güvenle tüketilirken, hangi avokado türlerinin hangi türleri etkileyeceğini bilmek zordur. Ayrıca, bir evcil kuşun etkilenmesi için ne kadar avokado yemesi gerektiği de belirsizdir. Olası sonuçlar göz önüne alındığında, en iyisi, kuşlara avokado ve avokado içeren yiyecekleri beslemekten kaçınmaktır. 2. Kafein Hepimiz kahve, çay ve alkolsüz içecekler gibi kafeinli içecekleri severiz çünkü bunlar bizi uyarır ve bizi uyandırır. Evcil kuşlarımıza bu lezzetli içeceklerden bir yudum vermeyi düşünebiliriz, ancak bu içeceklerden bir veya iki yudum bile tüylü dostlarımız için zehirli olabilir. Kafein, kalp atış hızını artırabilir, aritmi ve hiperaktiviteye neden olabilir ve hatta kuşlarda kalp durmasına neden olabilir. Bu nedenle, kafeinli ürünlerden kaçının ve susayan kuşunuz için su verin. 3. Çikolata Bizim gibi kuşlar da çikolata veya çikolata içeren yiyeceklere direnmekte zorlanır. Bununla birlikte, çok küçük miktarlarda bile çikolata kuşlar için zehirli olabilir. Çikolata, kusmaya ve ishale neden olabilecek, kalp atış hızını artırabilecek, hiperaktiviteye neden olabilecek, titreme ve nöbetlere neden olabilen ve hatta kuşlarda ölüme neden olabilen teobromin ve kafein içerir. 4. Tuz Birçoğumuz bu sevilen çeşniyi düşünmeden her türlü yiyeceğe rastgele ekleriz. Tuzlu cipsleri, patlamış mısırları, simitleri ve krakerleri de seviyoruz. Ancak, çok fazla tuz bizim için iyi olmadığı gibi, kuşlarımız için de iyi değildir ve birazcık bile küçük bir kuş için potansiyel olarak toksiktir. Tek bir tuzlu cips veya simit bile bir kuşun minik vücudundaki elektrolit ve sıvı dengesini bozarak aşırı susama, dehidrasyon, böbrek yetmezliği ve ölüme yol açabilir. 5. Yağ Hepimiz tereyağı, sıvı yağ, yağlı et ve kuruyemiş gibi yüksek yağlı yiyeceklerin tüketilmesinin, arterlerimizin duvarlarında (ateroskleroz olarak bilinir) kolesterol birikimine ve kalp hastalığına ve felce yatkınlığa neden olabileceğini biliyoruz. Bu yiyeceklerin aşırı yutulması da obeziteye ve bu duruma eşlik eden tüm sağlık sorunlarına yol açabilir. Aynı süreçler kuşlarda da meydana gelir ve Amazon ve Quaker papağanları gibi bazı kuş türleri, yüksek kolesterol ve trigliserit seviyeleri ve ardından koroner arter hastalığı geliştirmeye eğilimlidir. Bu nedenle, tıpkı yüksek yağlı yiyeceklerin tüketimini sınırlamamız gerektiği gibi, kuşlar da öyle. Kuşlar fındıkları sever ancak Afrika gri papağanı gibi orta büyüklükte bir kuş için her gün bir tuzsuz badem veya ceviz yeterlidir. Amerika papağanı gibi vahşi doğada daha fazla yağ yiyen daha büyük kuşlara günde birkaç kuruyemiş olabilirken, papağan ve muhabbet kuşları gibi daha küçük olanlara ise her gün birkaç dilim bademden veya bir parça cevizden daha fazla verilmemelidir. . Kuşunuzu zayıf olmaya teşvik edin ve yağlı atıştırmalıkları sınırlayın. 6. Meyve çekirdekleri ve elma tohumları Çoğu meyve güvenli ve genellikle kuşlar için küçük miktarlarda tüketmek için sağlıklı olsa da, tohum (elma ve armut gibi) ve çekirdekler (kiraz, kayısı, şeftali, nektarin ve erik gibi) içeren bazı meyveler kuşlara verilmemelidir. Bu tohumlar küçük miktarlarda kardiyak toksik siyanür bileşiği içerdiğinden tehlikeli olabilir. Tohumlar ve çukurları olmadan, bu meyveler kuşların tüketmesi için tamamen güvenlidir. Üzüm, turunçgiller, kabak, balkabağı, domates, kavun, mango, nar ve çilek gibi diğer ürünlerden elde edilen tohumlar kuşların tüketimi için güvenlidir ve endişelenmeden beslenebilir. 7. Soğan ve sarımsak Birçok insan, diğer sebzeler gibi soğan ve sarımsağın da kuşlar için sağlıklı olmasını bekler. Bununla birlikte, bu baharatlı sebzelerin çiğ veya pişmiş olarak beslenip beslenmesin, insanlarda kalp faydaları olsa da, kuşlar, kediler ve köpekler dahil olmak üzere birçok hayvan için toksiktir. Soğan, çiğnendiğinde kuş ağzı, yemek borusu veya mahsulün iç yüzeyini tahriş ederek ülsere neden olan ve kırmızı kan hücrelerinin yırtılmasına neden olarak anemiye neden olabilen kükürt bileşikleri içerir. Sarımsak, kuşlarda kansızlığa ve halsizliğe neden olabilecek başka bir kimyasal olan allisin içerir. Bu nedenle, kuşunuzun hayatına sarımsak ve soğan yerine küçük bir parça A vitamini açısından zengin acı biberle renk katın. 8. Yapay Tatlandırıcılar Şekersiz sakızda ve birçok diyet gıdada bulunan bu yaygın yapay tatlandırıcı, hipoglisemiye, karaciğer hasarına ve köpeklerde ve diğer hayvanlarda olası ölüme neden olur. Bu tatlandırıcının etkileri kuşlarda ayrıntılı olarak incelenmemiş olsa da, kuşlar diğer birçok türe göre daha hızlı bir metabolizmaya sahiptir ve bu nedenle bu kimyasalın çok küçük miktarlarının bile toksik etkilerine karşı çok hassas olabilirler. Bu nedenle, kuşları xilitole maruz bırakmaktan tamamen kaçınmak en iyisidir. Kuşların tüylerine ve derilerine yapışabileceği için kuşlara sakız verilmemeli ve fazla kilolu kuşlara kilo vermelerine yardımcı olmak için diyet ürünlerden ziyade az yağlı meyve ve sebzeler verilmelidir. xilitol kilo verme planınızda tatlı bir seçenek olabilir, ancak kuşunuzun beslenmesinde kaçınılmalıdır.Bir papağanı sosyalleştirmenin büyük bir kısmı, kuşunuzun yemek saatinde kafesinden çıkmasına izin vermektir. ve siz yemek yerken ona çok az miktarda yiyecek vermek kuşunuza kesinlikle sürünün bir parçası olduğunu hissettirebilir. Ağzınızda bulunmayan (kuşlara yabancı bakteri ve maya içeren) ve kuşlar için toksik olmayan yiyecekleri paylaşmayı unutmayın, evcil hayvanınızla güven oluşturmanın ve onu evinde rahat hissetmesini sağlamanın harika bir yolu olabilir. Kuşunuz bu potansiyel olarak toksik maddelerden herhangi birini yutarsa, tedavinin gerekli olup olmadığını görmek için derhal veterinerinize başvurmayı unutmayın. Kuşunuzun ne yemesi gerektiğini öğrenmek için tıklayın. 🪶 Kuşlarda muayene işlemleri hakkında daha fazla bilgi için: "Kuş Veterineri Uzmanından İpuçları"

  • Köpeklerde Kırık Tedavisi

    Köpeklere ne kadar özen gösterirsek gösterelim kimi sağlık sorunları yaşayabilir. Bu tür durumlarda da doğru bir biçimde tedavi edilmesi gerekir. Biz de bu yazıda köpeklerde kırık tedavisi hakkında bilgi vereceğiz. En basit ifade ediş biçimi ile köpeklerde kırığın tedavi süreci hakkında bilgi vereceğiz. Şimdi dilerseniz adım adım başlayalım. Köpeklerde Kırık Ortaya Çıkabilen Yerler Köpeklerde kırık tedavisi hakkında bilgi vermeden önce, köpeğin vücudunda en sık kırık olan yerleri bilmek önemlidir. Bu yerler şu şekilde sıralanabilir; Kaburga kırıkları Sırtında ortaya çıkan kırıklar Uzuv kırıkları Kuyruk kırıkları Kırığın nerede olduğuna göre tedavi biçimleri de değişiklikler gösterir. Ayrıca bu bölgeler dışında olan yerlerde de köpeklerde kırık durumu her zaman için ortaya çıkabilir. Köpeklerde Kırık Nedenleri Köpeklerde en sık rastladığımız kırık nedeni düşmelerdir. Yine hastalığın ortaya çıkmasının bir diğer sebebi köpeğin kaza geçirmesidir. Yaşanan ani bir tramvaya bağlı olarak güç binmeye maruz kalması da sorun teşkil eden bir diğer durumdur. Sert bir cisim çarpması, deprem gibi doğa olayları, göçük altında kalma, yaşına bağlı olarak kemiklerin zayıflaması ve güç kayıpları da bu tür sorunlara yol açabilir. Köpeklerde Kırığın Belirtileri Köpeklerde kırık oluştuğunda, bazen bu durum insanlar tarafından hemen fark edilemeyebilir. Kırığın belirtileri, kırığın yerine bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Bu durumda dikkat edilmesi gereken bazı işaretler şunlardır: Huzursuzluk ve Saldırgan Davranışlar: Köpekler ağrıyı hissettiklerinde huzursuz olabilirler ve normalden daha saldırgan davranabilirler. Bu, onların acı çektiğinin bir işareti olabilir. Yürüyüşte Zorlanma: Kırık olan bölgeye bağlı olarak köpeğinizin yürümesinde zorlanma veya topallama gözlenebilir. Özellikle bacaklarda bir kırık varsa, köpek ayağını yere basmaktan kaçınabilir. Kuyrukta Renk Değişimi ve Kanama: Eğer kırık kuyruk kısmında ise, kuyrukta renk değişimi ve kanama gibi belirtiler gözlenebilir. Bu, ciddi bir yaralanmanın işareti olabilir. Eğer köpeğinizde bu belirtilerden herhangi birini fark ederseniz, derhal bir veteriner hekime başvurmanız önemlidir. Kırıkların tedavisi, kırığın yerine ve şiddetine bağlı olarak değişiklik gösterir ve erken müdahale, köpeğinizin daha hızlı iyileşmesine yardımcı olabilir. Köpeklerde Kırık Tedavisi Hangi Hallerde Yapılır? Köpeklerde kırık tedavisi, kırığın türüne, yerine ve şiddetine bağlı olarak yapılır. Genel olarak, köpeklerde kırık tedavisine karar verirken dikkate alınması gereken durumlar şunlardır: Kırığın Türü ve Yeri: Kırığın açık ya da kapalı olması, kırığın konumu (örneğin, bacak, kalça, kuyruk), ve kırığın ne kadar karmaşık olduğu tedavi planını etkiler. Köpeğin Yaşı ve Genel Sağlık Durumu: Genç ve sağlıklı köpekler genellikle daha hızlı iyileşir ve bazı durumlarda daha az invaziv tedavilere ihtiyaç duyarlar. Yaşlı ya da kronik hastalıkları olan köpeklerde tedavi daha dikkatli planlanmalıdır. Kırığın Şiddeti: Küçük çatlaklar bazen sadece dinlenme ve aktivite kısıtlamaları ile iyileşebilirken, daha ciddi kırıklar cerrahi müdahale gerektirebilir. Kemik Kaybı veya Enfeksiyon Olup Olmadığı: Eğer kırıkla ilgili kemik kaybı veya enfeksiyon varsa, tedavi daha karmaşık hale gelebilir. Kırığın Ne Kadar Süre Önce Meydana Geldiği: Eski kırıklar bazen yeni kırıklara göre farklı tedavi yöntemleri gerektirebilir. Köpeklerde Kırık Tedavisi Nasıl Yapılır? Tedavi seçenekleri arasında alçıya alma, splint uygulaması, cerrahi müdahale (plaklar, vidalar, çiviler kullanarak kemikleri sabitleme) ve fizyoterapi bulunmaktadır. Her durumda, en uygun tedavi yöntemine karar vermek için bir veteriner hekimin değerlendirmesi ve rehberliği şarttır. Veteriner hekim, kırığın tipi ve köpeğin genel sağlık durumu hakkında bilgi sahibi olduktan sonra en uygun tedavi planını oluşturacaktır. Kırık Tespiti ve İlk Tedavi Köpeklerde kırık tedavisi süreci, öncelikle detaylı tetkiklerle başlar. Bu tetkikler, kırığın yerini ve türünü doğru bir şekilde tespit etmek için yapılır. Kırığın belirlenmesinin ardından, köpeğin acısını hafifletmek için ağrı kesici ilaçlar verilir. Bu ilaçlar, hem ağrıyı azaltır hem de tedavi sürecini daha rahat geçirmesini sağlar. Köpeğin Güvenliği ve İlkyardım Köpekler, acıdan dolayı saldırganlaşabilirler, bu yüzden ağızlık kullanmak onları ve çevresindekileri korumak için önemlidir. Köpek sakinleştirilip, hareket ettirilmeden düz bir zemin üzerine yatırılır. Eğer kırık bölgede açık bir yara varsa, bu alan temizlenir ve steril bir gazlı bezle sarılır. Kapalı kırıklarda, kırık bölgeyi desteklemek için tahta gibi materyaller kullanılabilir. Uzuv kırıklarında, ilkyardım olarak kırık bölge sabitlenir. Cerrahi Müdahale ve Çıkık Tedavisi Eğer kırık kendi kendine iyileşme şansına sahip değilse, hızla cerrahi müdahaleye başvurulur. Bu özellikle yaşlı köpekler için önemlidir, çünkü onların iyileşme süreçleri daha zordur. Çıkık tedavileri genellikle cerrahi müdahale gerektirmez. İyileşme Süreci ve Takibi Tedavi uygulandıktan sonra, iyileşme sürecinin başarılı olup olmadığını belirlemek için düzenli kontroller yapılmalıdır. Bu, tedavinin etkinliğini değerlendirmek ve gerektiğinde ek tedavi yönergelerini belirlemek için önemlidir. Bilinmesi Gereken Diğer Hususlar Nelerdir? Köpeklerde kırık tedavisi hakkında üstte yer alan bilgileri verdikten sonra şu hususların da bilinmesi gerekir: Kırık şüphesi olduğu zaman anında veterinere gidilmelidir. Küçük köpeklere daha fazla özen gösterilmelidir. Kesinlikle kırık olan yere krem vb. uygulamalar yapılmamalıdır. Kırık kemik birleştirilmeye çalışılmamalıdır. Yine kırık şüphesinde mutlaka köpek hareket ettirilmemeli ve düz bir biçimde sert bir zemine yatırılmalıdır. Kişiler böylesi durumlarda kontrolünü kaybetmemeli ve panik olmamalıdır.

  • Kedilerde Deri Hastalıkları

    Deri hastalıkları kedilerin, özellikle yavru kedilerin, en sık görülen hastalıklarındandır. Kedi cilt hastalıkları, geniş bir yelpazeye sahip çeşitli parazitler, alerjiler, mantar ve bakteriyel enfeksiyonlar gibi faktörlerden kaynaklanabilir. Bu durumlar arasında, deri enfeksiyonu ve kedi derisinde kabuklu yara gibi belirtiler sıklıkla görülmekte olup, tedavi süreci genellikle zaman alan problemlerdir. Kediniz belli bir bölgesini yoğun olarak kaşıması, tüy dökülmeleri, derisini ısırması gibi belirtiler gösterdiğinde vakit kaybetmeden veteriner hekiminize danışmanız büyük önem arz eder. Zamanında erken müdahale edilmediği takdirde çok daha büyük olumsuzluklara sebebiyet verebilir hatta küçük dostunuzun hayatını tehlike altına sokabilir. Evcil dostunuzda başlıca görülen deri problemleri ve sebeplerine göz atacak olursak; ALERJİLER Kediler de tıpkı insanlar gibi çevresel bir çok değişkene karşı alerjik reaksiyon gösterebilir. Kimyasallardan, çeşitli böceklere; toz, kir ve başlıca kedinizin tükettiği yiyeceklere kadar pek çok etken alerjik reaksiyonlara sebep olabilir. Kedinizin sık sık kaşınması, derisinde oluşan kızarıklık ve tüy dökülmeleri, derisinde belirli bölgelerini ısırmaya çalışması sıklıkla görülen belirtilerdir. MANTAR ENFEKSİYONLARI Kedilerde deri hastalıkları arasında en sık görülenlerden biri de mantar enfeksiyonlarıdır. Özellikle yavru kedilerde deri bağışıklığının düşmesi ve uygun deri zemini oluşması ile birlikte mantarlar sıklıkla görülür. Deri üzerinde kızarıklık, kaşıntı, zaman zaman da akıntılı yaralar oluşması da yaygın belirtiler arasında yer alır. Erken tanı tedavi açısından yüksek önem arz etmekte ve erken tanısı konan vakalarda iyileşmeler daha hızlı olmaktadır. İlerlemiş vakalarda tedavi aylar alabilmektedir. Bu nedenle belirtiler görüldüğünde kısa sürede bir veteriner hekimin muayene etmesi ve tedaviye başlaması oldukça önemlidir. KEDİ AKNELERİ Kedilerimizde de tıpkı insanlarda olduğu gibi siyah noktalar görülebilir. Genellikle çene altında görülen bu siyah noktalar başlı başına çok büyük sıkıntı arz etmemesine rağmen kaşıntı ve bölgedeki tüylerdeki dökülmelere neden olarak çeşitli enfeksiyonların tutunması için uygun zemin hazırlayabilirler. PARAZİTER ENFEKSİYONLAR Ev dışında yaşayan kedilerde daha sık karşılaşılmakla birlikte ev kedilerinde de yaygın olarak görülebilir. Çeşitli çevresel etkenler vasıtasıyla ev kedilerinde de sıklıkla pire, kene, kürk akarı gibi parazitler görülebilir. Veteriner hekiminiz tarafında tavsiye edilen bir pire damlası düzenli olarak uygulandığında evcil dostunuzda parazitlere karşı koruma sağlar. Petshop ve internet üzerinden satın alınabilen uygun fiyatlı bir çok pire damlası geçici bir etki oluşturmakla beraber genellikle pire ve diğer parazitler üzerinde gözle görülür bir etki oluşturmaz. Bu nedenle parazit kontrolünde hekiminizin tavsiyeleri önemlidir. Hekiminiz parazit enfestasyonunun yoğunluğuna göre uygulanacak ilaca ve sıkığına karar verecektir. Evcil dostunuzda aşırı kaşınma ve deri döküntüleri paraziter enfeksiyonları hakkında önemli ipucu verir. BAKTERİYEL ENFEKSİYONLAR Genellikle diğer deri problemleri onucu deri bağışıklığının düşmesi ile bakteriyel enfeksiyonlar için uygun ortam oluşur. Tedavi edilmeyen deri problemleri sonucu hassaslaşan deri yüzeyi bakteriler için uygun hale gelir. Veteriner hekiminiz yaptığı muayene ardından uygun antibiyotik ve ilaç tercihi sonucu hastalığı yenmenizde size rehber olacaktır. TÜMORAL OLUŞUMLAR Deri yüzeyindeki şişliklerde kanserli hücre oluşumları da göz önünde bulundurulmalı ve ciddiye alınmalıdır. Deri üzerindeki oluşumun bir kanser veya antineoplazik oluşum olduğu veteriner hekiminizin muayenesi ve tetkikleri sonucu kesinleşecektir. Elbette ki her şişlik bir tümör olmayacağı gibi bu ihtimalin gözardı edilmesi istenmeyen neticelerle sonuçlanabilir.

  • Hırçın Kediler Nasıl Sakinleştirilir?

    Kedi dostlarımız hepimiz gibi strese giriyor aramızdaki kim işler sarpa sardığında masalarımızın altına saklanmak istemedi? 🙂 Ancak bir kedi için bir taşıma çantasında veya muayene masasında olmak gibi stresli durumlarla başa çıkma biçimleri yanıltıcı olabilir. Bir kedi saldırganlık olarak ortaya çıkabilen endişe belirtileri gösterdiğinde, sadece kendini korumaya çalıştığını bilin. Merak etmeyin! Bu yazımızda küçük kalbini nasıl sakinleştireceğimize ve kişiliğinin ortaya çıkmasına nasıl yardımcı olacağına dair ipuçları var. Rahatlama Önemlidir Kediniz sakinleşmek için hızlı bir nefes alabilir. İşte rahatlaması için sakinleştirici bir durumu nasıl yaratabileceğiniz: Kediye sakinleşmesi için mümkün olduğunca çok zaman verin. Onu yalnız kalabileceği sessiz bir yere götürün - eğer evinizdeyseniz, bir banyo olabilir . Yerleşmesi için bir ' kedi yuvası ' kullanmanızı tavsiye ederiz , bu da ona kafesin içinde saklanabileceği bir yer sağlar. Kafesler veya kasalar da yerden uzak, yüksekte tutulmalıdır - tüm çevresini gördüğünde kendini daha iyi hissedecektir. Beslenme ve kafes temizliği gibi tüm günlük aktiviteler için bir rutin uygulayın. Tahmin edilebilirlik, uyum sağlamasına yardımcı olacaktır. Kediler bölgelerini koku ile işaretler. Kedilerin kokusunu içeride bırakmak için alanlarını yüzeysel temizleyebilirsiniz. Ek olarak, temizlik sırasında kafesinden çıkarılma stresi yaşamayacağı ve ardından kafesine (şimdi farklı kokuyor) veya yeni bir kafese (başka bir kedi gibi kokabilir ). Ayrıca onu tutmaya çalışmadan önce diğer kedilerin kokusunu ellerinizden yıkayın. Kediyi Güçlendirin Çevresinin kontrolünü elinde tuttuğunu hissetmek, bir kedinin daha güvenli hissetmesini sağlayabilir. İşte gücün bir kısmını nasıl devredeceğiniz: Mümkünse önce kedinin size yaklaşmasına izin verin. Yaklaşmakta isteksizse ancak ilgileniyor gibi görünüyorsa, onunla konuşurken küçük bir kaşık konserve kedi maması sunmayı deneyin ve bu onun size gelmesine yardımcı olabilir. Kediler seçimleri sever. Ona kafesinde veya istediği gibi kullanması için bir oyun alanında tırmanma seçenekleri sunun. Sakinleşmek için vakti olduktan sonra kediyi sessiz bir odada saklamayın. Bunun yerine, ele alınacağı yere alışması için ona bir şans verin. Yukarıdan tehdit altında hissetmemesi için onu bir masada veya yüksek bir zeminde tutun. Onunla ilgilenmemeye çalış. Oyuncaklarla (oyuncak fareler gibi) kafesinin dışında oynamasına izin verin. Kediye Meydan Oku Kediler bol miktarda Ar-Ge'ye ihtiyaç duysalar da, "tehdit edici olmayan sıkıntı" dediği şeyden de yararlanabilirler. Kedinin geçmişte sosyalleşip sosyalleşmediğini belirlemenize ve sonuçta o kadar da kötü olmadığınızı anlamasına yardımcı olmak için biraz etkileşim başlatın. Her zaman tek taraflı saklambaç oynamasına izin vermeyin. Kedi ile günde en az bir ila iki kez etkileşim kurun. Kediyi elinizle dikkatlice tarayın. Kendini temizleyemeyecek kadar utangaç veya korkmuş olabilir. Alçak, sakinleştirici bir sesle konuşun. Korkuyu saldırganlıkla karıştırmayın. "Tıslama, kedilerin sadece bir uyarı olarak kullandıkları dildir. Bu gerçekten agresif oldukları anlamına gelmez. . Düşük hırıltı… sadece bir tür endişe ifadesidir. Bir kedinin korkmuş mu yoksa saldırgan mı olduğunu anlamak için şu işaretleri kullanın: Korkmuş Tıslama, hırlama veya tükürme Gözbebekleri genişlemiyor Kürk rahat, düz kafa Agresif Uluyan Gözbebekleri genişlemiş Kabarık kürk, kafa eğik , kulaklar geride

  • Kum Kabı Dışına İdrar, Dışkı Yapma Sorunları

    Bir kedinin kum kabını kullanmaması ama pes etmemesi sinir bozucu olabilir! Genellikle bu kum kabı problemi başka bir şeyin işaretidir ve kedinizin size ne anlatmaya çalıştığını anlamak için biraz dedektiflik çalışması gerekir. Şu adımlarla başlayın: Tıbbi bir nedeni ortadan kaldırmak için veteriner muayenesi yaptırın. Kum kabı sorunları, bir kedinin size bir şeylerin yanlış olduğunu bildirme yolu olabilir. Kediler idrar yolu enfeksiyonları , mesane enfeksiyonları, acil idrar tıkanıklıkları, artrit, kas-iskelet ağrısı ve kum kabı alışkanlıklarını etkileyebilecek diğer durumlardan muzdarip olabilir. Kedinizin kısırlık veya kısır durumunu düşünün. Kediniz kısırlaştırılmamışsa, kum kabının dışında işediğini düşündüğünüz şey aslında püskürtme veya işaretlemesi olabilir. Bu davranışlar çiftleşme ile güçlü bir şekilde ilişkilidir ve genellikle kediniz kısırlaştırıldıktan sonra durur. Kum Kabı Sorun Önleme, Çözümler ve Açıklamalar Tıbbi bir sorunu veya çiftleşme davranışlarını ortadan kaldırdıktan sonra, kedinizin kum kabı dışına neden kaka yapma ve işeme davranışının başka nedenlerine bakma zamanı. İşte kediniz ve sizin için hayatı daha iyi hale getirecek bazı çözümler. Kedinizin ne düşündüğünü bilmeniz için her biri için bir açıklama ekledik. Sabırlı olun ve kediniz için neyin işe yaradığını bulana kadar aşağıdaki çözümleri deneyin. Beslenme ve oyun için katı bir rutin oluşturarak kediniz için sakinleştirici bir ortam oluşturun. Kediniz genel olarak stres altındaysa, bunukum kabı davranışındaki değişiklikle anlatıyor olabilir. Belki taşınmışsınızdır veya yeni bir bebeğiniz veya yeni bir kediniz vardır. Ortamlarını veya rutinlerini değiştirmek kedileri strese sokabilir ve bazen bu stres İdrar Yolu Enfeksiyonu gibi tıbbi bir soruna bile yol açabilir. Bu stresi olabildiğince azaltmak sorunu çözebilir. Kum kabını temiz tutun. Kutuyu günde daha fazla kez temizlemeyi deneyin ve kutuları her hafta tamamen temizlediğinizden emin olun. Bazı kediler kirli bir kuma basmak istemezler. Bazıları kirli bir ortama diğerlerinden daha duyarlıdır. Kedinizin daha kolay tırmanabilmesi için alçak kum kabı kullanın. Kedinizin çöp kutusuna girmesi çok zorsa, başka bir yere gidebilir. Bu özellikle küçük kediler, yaşlı kediler ve özel ihtiyaçları olan kediler için geçerlidir. Daha büyük bir kum kullanın veya üzeri örtülüyse üzerini açın. Kedinin çevresini görebileceği ve birden fazla kaçış yolu olan bir yere yerleştirin. Kediniz kum kabına sıkışmış hissedebilir, bu da kendisini güvende hissetmemesine neden olur. Ya da kutuya hiç sığmayabilir! Şüphe duyduğunuzda, büyütün. Eğer açık bir kum kabınız varsa, kapalı olanı deneyin. Bazı kediler açık kum kabı ile kendilerini daha güvende hissederken, diğerleri kapalıda daha korunaklı hissederler. Kutuda ince bir tabaka kum varsa, daha fazlasını koyun. Kalın bir kum tabakası varsa, daha az koyun. Kediniz, rahatlığı için kutuda çok fazla veya çok az kum olduğunu düşünüyor olabilir. Kum kutusunun uzakta sessiz bir yerde olduğundan emin olun veya böyle bir alana başka bir kum kutusu koyun. Kedinizin belirli bir alanda veya odada rahat hissettiğini biliyorsanız, oraya yerleştirin. Kum kutusu güvensiz veya mahremiyetten yoksun gibi görünebilir. Kediler, kendilerini korunduklarını ve kargaşadan uzak olduklarını hissettikleri alanlara gitmek isterler. Kum kutusunu köpeklerin veya çocukların erişemeyeceği bir yere koyun. Kediler başkalarının, özellikle de çok hareketli veya gürültücü çocuklar ve köpeklerden dolayı stres altında olabilirler. Birden fazla kediniz varsa, her kedi için bir kum kutusu artı bir tane daha olduğundan emin olun. Hepsini farklı konumlara yerleştirin, böylece kedilerin seçenekleri olsun. Kediler bölgeye özgüdür ve başka bir kedi ile rekabet ediyorlarsa kum kutusunu kullanamayacak kadar stresli olabilirler. Bazen kediler birbirlerini kutudan uzaklaştırır ya da ortaya çıkan bir kedinin üzerine atlamak için kutunun dışında beklerler. Çok katlı bir evde yaşıyorsanız, her katta bir kum kutusu bulundurun. Gitmeleri gerektiğinde yakınlarda bir kum kutusu yoksa, kediler zaman zaman kazalar yaşayabilir. Bu özellikle yavru kediler, yaşlı kediler ve özel ihtiyaçları olan kediler için geçerlidir. Farklı marka bir kum deneyin. Eğer denemediyseniz kokusuz kum kullanın çünkü kediler güçlü kokuları sevmez. Doğru olanı bulana kadar farklı kumları denemeye devam edin. Hatta hepsinde farklı kumlar bulunan birden fazla kum kutusu kurmayı deneyebilirsiniz. Kum türleri şunlardır: Piyasada bulunan kedi kumu çeşitleri doğal kedi kumu, bentonit kedi kumu, organik, diatomit, sepiyolit, çam pelet kumu, doğal olmayan kedi kumu ve silikadır. "Cazibe" kokusu Kediniz kullandığınız kum türünü beğenmiyorsa başka bir çeşit deneyin. İpuçları için, kedinizin kutunun dışında nereyi kullandığına dikkat edin. Kediniz pürüzsüz bir yüzeye gidiyorsa, kutuyu boş tutmayı deneyin. Halıya çıkacaksa, kutuya havlu koymayı deneyin. Çoğu evcil hayvan dükkanında bulabileceğiniz evcil hayvan kokularını gidermek için özel olarak tasarlanmış enzimatik temizleyicilerle kutunun dışındaki kazaları temizleyin. Kediniz gitmemesi gereken bir yerde hala yok olduğu kokuyu alıyorsa, bunun bir tuvalet olduğunu düşünmeye devam edecektir. Kum kutusunu kedinizin kullandığı alana taşıyın. Yapamıyorsanız, o noktaya , yapışkan bant veya kırışık folyo koyarak alanı bir tuvalet olarak daha az çekici hale getirin. Kediniz belli bir noktaya gitmek istediğine karar verdi ve gerçekten durmak istemiyor. Sonuçta, kediler rutini gerçekten sever. Kedinizin kum kutusunu olumlu bir şeyle ilişkilendirmesine yardımcı olun. Yeni bir kutu alın ve kutunun konumunu değiştirin. Kediniz, ister kutunun içindeyken korkutucu bir gürültü olsun, isterse ortadan kaldırması acı veren geçmiş bir tıbbi sorun olsun, kum kutusunu kullanmayı stresli bir deneyimle ilişkilendirebilir. Yeni kum kutusu ile ona yeni, olumlu ilişkiler kurmaya çalışmanız gerekecek. Kediniz Hala Kum Kutusunu Kullanmıyor mu? Son çare olarak, davranış değiştirici ilaçları düşünebilirsiniz. Veterinerinize bu seçenekleri ve olası yan etkileri sorun. Dikkat! Bunları Asla Yapmayın Kedinin burnunu kendi dışkısına sürün. Bu asla işe yaramayacak ve sadece kedinizi strese sokacaktır. Kediyi kum kutusuna zorla yerleştirin. Kedinizin kutuyla olumsuz bir ilişki geliştirmesine neden olabilir. Kediye bağır. Bu sadece korkuya neden olur, sorunu çözmez. Ve cesaretiniz kırılmasın! Sabırlı olun zor olabilir ancak siz ve kediniz için işe yarayan bir çözüm bulacağınıza inanın

bottom of page